Gençlere Neler Oluyor?

17.02.2012, Cumhuriyet Bilim ve Teknoloji

Dün Malatya’da iki genç canlarına kıydı. Benzer biçimde son yıllarda ergenlik dönemindeki gençlerin çevreye ve kendine karşı saldırgan davranışlarını sıkça duyar olduk. Bir bilim insanı olarak bu konuya eğilmemiz gerekir.

Önce bu dönemin biyolojik niteliklerine bakmamız gerekir. Ergenlik veya delikanlılık dönemi diyebileceğimiz bu dönem yaşamın en çalkantılı dönemidir. Ergen hızlı bir fiziksel ve hormonal değişim yaşar. Hızla büyüyen bedende cinsiyet hormon salgılarının hızla artması bedeni sıkıştırır. Ergende ciddi bir bedenini kontrol sorunu yaşanır. Dürtülerin yoğunlaşması ile ergen duygu ve davranışlarında birbiri ile zıt davranışları art arda gösterebilir.

Bu dönemin psikolojik nitelikleri de biyolojik yönü kadar önemlidir. Önemli psikolojik özelliklerinden bir tanesi benlik gelişiminin henüz tamamlanmamış oluşudur. Gencin bu dönemdeki temel uğraşlarından birisi anne ve babaya karşı bağımlıktan kurtulmaktır. Diğeri ise yaşadığı toplumda bir yer edinme ve kimlik kazanmaktır. Bu şekilde dünyada ayrı bir özerk varlık olarak varlığını sürdürebilecektir. Yaşamın 3-7. yılları arasında izlenen ödipal duyguların (anne ve babaya duyulan aşk) bu dönemde depreşmesi dürtü kontrolünü zorlaştıran bir neden olur. Anne baba tutumları gencin kendini kontrol etmesini kolaylaştırabileceği gibi zorlaştırabilir de. Ev dışında sağlıklı ilişkiler kurabilme kimlik duygusunu pekiştirir. Başkaları ile ilişkilerinin yeterince güven verici olmaması özerkleşme ve kimlik gelişimi zorlaşacaktır. Bu doğal çabaları zorlaştıran veya engelliyen, kalıcı ilişkiler kurmayı ve kendini ifade etmeyi yasaklayan tutumlar gençte kendini savunma gereksinimini arttırır. Bu dönemde ebeveynlere düşen görev gencin özerkleşmesine destek olmaktır. Gelişimini henüz tamamlamamış birine destek olmanın en etkin yolu ona güvendiğini göstermektir. Güven de onaylayarak etkin biçimde gösterilebilir.

Bir yandan aileden ayrılıp ayrı bir varlık olarak varlığını sürdürmeye çalışırken dışardaki ilişkilerin yeterince güven verici olmaması gençte ciddi bir ikilem oluşturur. Bu ikilem hem ayrı bir varlık olmayı hem de evde huzurlu biçimde kalabilmeyi zorlaştırır. Yoğun bir çaresizlik yaşayan ergen bu dönemde çevreye karşı ağır davranış sorunları gösterebilir. Saldırganlık çevreye veya kendine yönelebilir. Özerk olmaya çalışan ergen kendisini kontrol etmeye çalışan ebeveynlere karşı saldırgan bir tutum içine girebilir. Saldırganlığın bedene yönelmesi ile de özkıyım davranışları görülebilir. Bunun örneklerini Malatya örneğinde olduğu gibi sık sık basından izlemekteyiz.

Bu çatışmalar bu dönemin doğal niteliği olup her ergen bu aşamadan geçer. Bu yol aslında bir ‘ortak yol’dur. Patolojik davranış kalıplarının ortaya çıkması bu dönemi ortak yol olmaktan çıkararak aşılması güç bir engele, kimlik bunalımına dönüştürür.

Başkalarınca nasıl değerlendirildiği ve tanındığı konusunun netleşmesi ile benlik açısından değişmezlik ve süreklilik duygusunun kazanılması tamamlanır. Bu dönemde genç önemli kararlar almak durumundadır. Örneğin, meslek konusu da karar verilmesi gereken bir durumdur. Genç bu konuda da karar verir. Bu kararla birlikte kimlik gelişiminin mesleki bileşeni de tamamlanır.  Bu kararlar aşamasında gencin duygusal açıdan desteklenmesi gerekir. Desteklenmeyen genç ister istemez isyankar davranışlar sergiler.

Gençlerde kimlik gelişiminin önemli unsurlarından biri özdeşim yapabilmektir. Özdeşim başkalarının bazı özelliklerini örnek alarak benimsemek demektir. Özdeşim nesnelerinin başında da ebeveynler gelir. Ebeveynlerin davranışlarıyla örnek alınabilir olması özdeşim yapabilmeyi kolaylaştırır. Kimlik gelişimi de sağlıklı biçimde tamamlanır. Gergin ve genci kontrol etmeye çalışan bir ilişkide özdeşim süreci uygun biçimde işlemeyeceğinden kimlik gelişimi de bozulur.

Özdeşlik kuramama, bocalama veya kargaşa durumunda genç kendini kontrol edemez. Kontrol kaybı ile birlikte uyuşturucu bağımlılığı, saldırganlık, terör olaylarına karışma, toplumsal değerlere karşı gelme ve antisosyal davranışlar izlenebilir. Saldırgan davranışlar ebeveynlere veya kendine yönelebilir. Gençlerdeki bu tür patolojik durumların altında hemen daima kendini kanıtlama ve var olma çabasını görmek olanaklıdır.

Ergenlik dönemi kimlik gelişimi açısından çevreye meydan okuma ve gözdağı vermeye fırsat yaratır. Böylece genç toplumda kendi varlığını kanıtlamaya çalışmaktadır.  Onun varlığına saygı duymak ve görüşlerine değer vermek göz dağı verme eğilimini törpüler ve yatıştırır. Doğal olarak aksi davranışlar da körükler. Hoşgörü ve onaylama sağlıklı bir kimlik geliştirmenin de güvencesi olur.

Ebeveynler delikanlının davranışlarını değiştirme ve yönlendirme gücüne sahiptir. Bu güçlerini çocuklarını kontrol etmek, onu kendilerine benzetmek için kullanırlarsa yukarda belirtilen çatışmaları ömür boyu yaşayan bir genç yetiştirmiş olurlar. Tersine gencin ayrı bir kimliği olduğu, onun kendisini istediği biçimde geliştirmeye hakkı olduğu, verilenlerden seçme özgürlüğü olduğu bilinerek davranıldığında ise özgür olan, özgür düşünen, yaratıcı olan, sorgulayan ve her şeyden önemlisi geçmiş kuşaklara saygılı, geleceğe güvenle bakan bir genç yetiştirmiş olurlar. Sonuç olarak sorumluluk onlarda değil, biz erişkinlerdedir. Gelecek neslin özgür ve yaratıcı olmasını istiyorsak önce kendimize bakmalıyız.