31 Ocak 2004, Cumhuriyet
Ülkemizde yaklaşık bir yıldır dinci yaklaşımı ilke edinmiş bir hükümet iş başındadır. Uygulamalarının ülkemizi geri götüren bir yaklaşım içinde olduğu da açıkça görülmektedir. Son olarak kuran kursları ile ilgili yarım kalan düzenleme girişimi, hükümet tarafından bu kursların temel eğitime alternatif olarak görüldüğünü düşündürmektedir. Böyle bir tutum, korku temeline dayalı eğitimi daha da pekiştirecek, yaratıcılığı engelleyecektir. Bu yazıda tehlikeli gidişin psikolojik açıdan bazı nedenleri üzerinde durmak ve korku temeline dayalı bir eğitimin yaratıcılığı nasıl engelleyeceğini göstermek istiyorum.
İnsanlar inanca neden gerek duyar? Bu gereksinim nasıl arttırılabilir? İnanma gereksinimi ile bilgi ve eğitim eksikliği arasında doğrudan bağlantı vardır. Bilgisiz ve eğitimsiz insanları yönetmek ve yönlendirmek kolaydır. Aynı şekilde bir şeye inandırmak da kolaylaşmaktadır. Bu nedenle tarih boyunca dinler hep devlet korumasında olmuş, otoriteyi korumak için bir araç olarak kullanılmıştır. Hükümetler ise eğitime ayrılan parayı arttırma konusunda hep isteksiz davranmışlardır. Demokratik ülkelerde bile sıklıkla böyle olmuştur.
Din veya inanç neden otoriteyi korumaya hizmet etmektedir? Sorunlarımızı çözmede yetersiz kalıp umutsuzluk ve çaresizliğimiz arttıkça ağır yük olarak algıladığımız bir ölçütten, sorgulamaktan ve kuşkuculuktan vazgeçeriz. Böylece kendimize soru sormayarak, araştırmayarak rahatlarız. İnanmaya açık hale geliriz. İnsanlar inanma gereksinimi içinde olduklarında onları toplumsal konularda da yönlendirmek kolaylaşır. Oysa bilimsel düşüncenin temelini kuşku oluşturur. Bu özelliği ile bilimsel düşünce ve inanç birbirine zıttır. İnanç çaba gerektirmez, soru sormaya izin vermez. Yalnızca inanmak yeterlidir. İnanarak psikolojik olarak birçok yükten kurtulursunuz. Bilimsel düşünce ise çaba gerektirir.
İnançları körükleyerek, onları yaşamın temeli olarak görerek, yönetenlerle yönetilenler arasında araştırıcılığı ve hak aramayı yasaklayan bir uysal uyum oluşmaktadır. Tarikatlar da bu tutumun uzantısıdır. İnanan insanlar için kurallar önceden belli olduğu için araştırmak ve düşünmek gerekmez. İnanmak ve kurallara uymak yeterlidir. Kuralların mantıklı ve tutarlı olması gerekmez. Bazı tarikatlarda izlenen sapık ilişkiler bunun güçlü bir kanıtıdır.
Düşünmeden ve sorgulamadan bir lidere inanmak insanlığı felakete sürükleyebilir. Tarihte başta Hitler olmak bunun örnekleri vardır. Yeteri kadar uzun süre aldatılmışsak, aldatmacayı ortaya koyan her kanıtı reddeder, gerçeği kabullenmekte güçlük çekeriz. Gerçek acı olduğundan ondan kopmaya ve avuntu aramaya itiliriz. Tutarsız bir görüşün arkasından gidebiliriz. Oysa akla dayalı bilim kanıtları istendiğinde gösterebilir, akla dayalı olmayan inanışlar kanıt aramayı inanç eksikliği sayar.
Çözüm için nitelikli bilim insanları yetiştirmek yeterli olamaz. Bilimden haberli bir toplum yaratmak temel amaç olmalıdır. Unutulmamalıdır ki “Özgür insanlar eğitilebilir.” düşüncesi doğru değildir. Doğru olan eğitimin insanları özgürleştirdiğidir.
Ülkemizdeki din eğitimi ve temel eğitimin büyük ölçüde korku temeline dayandığını görüyorum. Korkunun temeline de tanrı konmaktadır. İnancın dayanağının korku olması halinde olumsuz etki katlanarak artar. Böyle bir eğitim araştırıcılığı ve yaratıcılığı öldürmektedir. Üniversitelerimizde ve diğer eğitim kurumlarındaki ilkel zihniyetin temelinde korkuya dayanan eğitim sistemi yatmaktadır. Böyle bir eğitim her aşamada buyurganlar yetiştirir. Buyurganlığın temelinde kendine güven eksikliğinin yattığı unutulmamalıdır. Bu eğitim sistemi değişmedikçe sorunların da çözülmeyeceği bilinmelidir. Çözüm, korkunun yerini sevginin almasıdır. Sevgi her türlü ilginin kaynağıdır. İlgi olmadan araştırma ve öğrenme olmaz. Bu açıdan sevgi yaratıcılığın da kaynağıdır. Tanrı korkusunun yerini tanrı sevgisi almalıdır. Korkulan bir nesnenin ardından gidilemez.
Korku temeline dayalı eğitim “korku kültürü” oluşturmuştur. Bundan kurtulmanın etkin yolu eğitim anlayışının temeline evrensel ilkeleri koyarak yeni değerler üretecek eğitim politikaları uygulamaktır.