Buradaki bilgiler bilgilendirme amaçlıdır. Tanı ve tedavi için doktorunuza başvurunuz.
Anksiyete ve korku sık olarak karşılaşılan duygulardır. Bu kavramların özgül bilimsel anlamları olmakla birlikte sıklıkla birbiri yerine kullanılmaktadır. Korku, bilinen bir dış tehlikeye karşı ortaya çıkan fizyolojik ve duygusal yanıtları tanımlar. Anksiyete ise belirtileri korkuya benzeyen ancak nedeni belirlenemeyen veya nedeni bilinçdışı olan belirtileri tanımlar. Anksiyete subjektif bir beklenti hissi, dehşet, endişe veya bir felaketin yaklaştığı duygusu ile belirlidir. Olgularda değişik derecelerde otonomik uyarılma ve tepkisellik vardır. Anksiyete fiziksel ağrıya benzer şekilde, öğrenme ve uyumda önemli rol oynar, davranış değişikliklerine neden olabilir. “Korku ve kaç” yanıtına aracılık eder. Bu özelliği ile hayatta kalmayı sağlayıcı bir işlevi vardır.
Anksiyete bozukluklarında çevredeki tehdit edici uyaranlardan kaçınma, kendi bedeninden kaynaklanan uyaranlara bağlı olarak aşırı korku ve anksiyete gösterirler. Düzeyi, panik düzeyinde yoğun anksiyete ile hafif belirtiler arasında değişkenlik gösterir. Kaçınma davranışı uyarandan uzak durma ile güvensizlik duygusu arasında değişkenlik gösterir. Bazen de beklenti anksiyetesi biçiminde kendini gösterir. Seyri de önemli ölçüde değişmektedir. Süresi ise saniyeler ile aylar-yıllar arasında değişebilir. Beklenmedik biçimde ani olarak ortaya çıkan, kısa süreli yoğun anksiyete panik adını alır. Özel durumlarda ortaya çıkıyorsa fobi veya durumsal anksiyete adını alır. Anksiyetenin psikolojik ve somatik olmak üzere iki temel bileşeni vardır. Psikolojik bileşen kişiden kişiye büyük ölçüde değişir. Kişilik ve başa çıkma düzenekleri tarafından önemli ölçüde etkilenir. Somatik belirtilerin ifadesi de değişkenlik gösterir. Yaş, cinsiyet, sosyoekonomik durum, kültürel etkenler anksiyeteyi etkiler. Somatik belirtiler arasında adele sertliği, sırt ağrısı, baş ağrısı, güçsüzlük, tremor, yorgunluk, rahatsızlık ve irkilme reaksiyonu bulunur. Kalp ve akciğer sistemi ile ilgili olarak çarpıntı, taşikardi, soğuk ve sıcak basmaları, solukluk, hiperventilasyon, nefes darlığı, göğüste sıkışma gibi belirtiler; gastrointestinal sistemle ilgili olarak ağız kuruluğu, ishal, mide yakınmaları, boğazda yumru hissi, bulantı ve kusma gibi belirtiler; merkezi sinir sistemi ile ilgili olarak da baş dönmesi, aşırı sinirlilik paresteziler bulunur. Bunlar dışında olgularda sık idrara çıkma ve soğuk terleme de olabilir.
Normal ve patolojik anksiyete arasındaki sınırlar kesin değildir. Birçok tıbbi ve psikiyatrik hastalıkta anksiyete önemli bir belirtidir. Herhangi bir tıbbi durum anksiyete nedeni olabilir. İlaçlar ve çeşitli yiyecekler- özellikle kafein ve alkol- anksiyeteyi uyarabilir. Anksiyete bipolar bozukluk ve depresyon gibi hastalıklarda sıklıkla aynı anda vardır. Depresyonda zevk azlığı ve ümitsizlik duygusu ön planda iken anksiyete olgularında değildir. Bipolarda ise duygu değişim dönemleri belirgindir. Major depresyon ve YAB birlikte ise bu durum DSM 5’te anksiyeteli depresyon olarak adlandırılmaktadır.
Anksiyete ve depresyon belirtileri sık olarak örtüşmektedir. Uyku sorunları, konsantrasyon güçlüğü, yorgunluk, psikomotor belirtiler sık olarak iki durumda da izlenmektedir. Anksiyetede uyanıklık artışı görülürken depresyonda psikomotor retardasyon ön plandadır. Klinikte de bu iki tanı grubu sık olarak aynı anda olmaktadır. Bu gözlemler fizyopatolojilerinde ortak bir köken olduğunu düşündürmektedir.